10.01.2020 tarihli hutbe

10.01.2020 tarihli hutbe

TARİH: 10.01.2020
PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN DUALAR
Muhterem Müslümanlar!
Fani dünya hayatında, gün gelir nimete nail olur, 
şükrederiz; gün gelir sıkıntıyla karşılaşır, sabrederiz. 
Başarı ve mutluluğu olduğu gibi, keder ve meşakkati de 
mümince karşılamaya gayret gösteririz. Bizler her 
durumda imanımızı ve tevekkülümüzü artıran, 
hayatımıza umut ve direnme gücü katan, eşsiz bir 
nimete sahibiz. İşte o nimet, ibadetlerin özü olan 
“dua”dır. 
Dua, Allah’a içtenlikle yalvarıp yakarışımızdır. 
O’nun eşsiz kudreti karşısında zayıflığımızı 
itirafımızdır. O’nun lütfuna ve affına sığınma 
çabamızdır. O’na kulluğumuzu arz edip, O’ndan yardım 
istemektir. 
Kıymetli Müminler!
Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede 
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kullarım, beni sana 
sorarlarsa, bilsinler ki, ben onlara çok yakınım. 
Bana dua edince, dua edenin duasına karşılık 
veririm. Şu halde kullarım benim davetime uysunlar 
ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.”1
Allah Teâlâ’nın bir ismi de “el-Mücîb” yani 
“dualara icabet eden”dir. Bize bizden daha yakın olan 
Rabbimiz, gizli ya da açık bütün dualarımızı işiten, 
bilen ve kabul edendir. 
Değerli Müslümanlar!
Her davranışında Rabbine karşı duyduğu sevgi ve 
sadakate şahit olduğumuz Allah Resûlü (s.a.s), dilinden 
duayı eksik etmezdi. Gece gündüz, kalabalıkta ve 
yalnızken, sevincinde, korkusunda, hüznünde, ahireti 
düşündüğünde, evinde, minberde, yolculukta, velhasıl 
her an ve her mekânda dua ederdi. Hayatı duayla ilmek 
ilmek işlerdi. Bizlere nasıl dua edeceğimizi de o 
öğretmişti.
Sabah olur, gün başlar, Peygamber Efendimiz 
şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Senin kudretinle sabaha 
çıktık, senin kudretinle akşama gireriz. Senin 
kudretinle yaşar, senin kudretinle ölürüz. En son 
dönüşümüz de ancak sanadır.”2
Gün boyunca, her işinde Allah’ın rızasını gözeten 
Resûl-i Ekrem (s.a.s), daima O’na dayanır, güvenir ve 
“Allah’ım! Bana hayırlısını ver ve benim için en 
hayırlısını seç.”3 diye dua ederdi. 
“Allah’ım! Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik 
ver. Bizi cehennem azabından koru!”4
şeklinde 
niyazda bulunurdu.
Nihayet akşam olur, gün sona erer, 
Peygamberimiz geceyi şu duayla karşılardı: “Ya 
Rabbi! Bu gecede olanların ve sonrasında 

olacakların hayrını senden dilerim. Bu gecede 
olanların ve daha sonrasında olacakların şerrinden 
de sana sığınırım.”5 Resûl-i Zişan Efendimiz, yatacağı 
zaman ise şöyle dua ederdi: “Sığınacak yeri ve 
ihtiyacını giderecek kimsesi olmayan niceleri 
varken; bizi yediren, içiren, ihtiyaçlarımızı gideren 
ve bizi barındıran Allah’a hamdolsun.”6
Aziz Müminler!
Dua, dertlere deva bulmak, her türlü kötülükten 
korunmak, görünür-görünmez musibetlerden uzak 
olmak için kulun Rabbine ilticasıdır. Nitekim 
Peygamber Efendimiz Rabbine şöyle sığınırdı: 
“Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten, 
korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana 
sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvayı nasip et ve onu 
arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun 
dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan 
kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden 
ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.”7
Muhterem Müslümanlar!
Bir mümin, dualarının kabul olmadığı düşüncesine 
asla kapılmamalıdır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s), bir 
hadisinde şöyle buyurur: “Sizden biriniz, ‘dua ettim 
de duam karşılık görmedi’ deyip acele etmediği 
müddetçe duası karşılık bulur.”
8 Zira Yüce 
Rabbimiz, bazen dualarımız vesilesiyle bizi sayısız 
nimetlere erdirir. Bazen de üzerimizdeki bir musibeti 
kaldırır. Kimi zaman günahlarımızı affeder. Kimi 
zaman da istediğimizden daha hayırlısını bize ihsan 
eder. 
O halde, Rabbimize yürekten ettiğimiz duaların 
mutlaka karşılık bulacağına inanalım. Duayla gelen 
bereketten, huzurdan, güvenden mahrum kalmayalım. 
Kendimize olduğu kadar, ailemize, sevdiklerimize, 
mümin kardeşlerimize, mazlumlara dua etmeyi 
unutmayalım. Anne babamızın, hastaların, yaşlıların ve 
muhtaçların duasını almaya gayret edelim. 
Hutbemi Peygamberimizin bir duasıyla 
bitiriyorum: 
“Allah’ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül 
zenginliği istiyorum.”9
 
1 Bakara, 2/186.
2 Tirmizî, Deavât, 13.
3 Tirmizî, Deavât, 85.
4 Ebû Dâvûd, Vitr, 26.
5 Müslim, Zikir, 75.
6 Tirmizî, Deavât, 16.
7 Müslim, Zikir, 73; Nesâî, İstiâze, 13.
8 Ebû Dâvûd, Vitr, 23.
9 Müslim, Zikir, 72.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER