Boş konuşmayın ..!

Boş konuşmayın ..!

Boş konuşmayın !

Yürekleri dağladı... Nah dağladı.
Yürekleri dağladıysa futbol maçları niçin oynatılıyor? 
Eğlence yerleri niçin açık? 
Niçin bayraklar yarıya indirilmiyor? 
Niçin "milli matem" ilan edilmiyor?

Çünkü ölen otuz kadar köylü. 
Çünkü bizde onlardan çok var.
Çünkü meseleye böyle bakıyorsunuz. 
Ve Elazığlı'nın, Malatyalı'nın derdi değil, İstanbullu'nun "muhtemel" derdi sizi geriyor, cep telefonlu sosyete hanımları...

Sizin de yüreğiniz geniştir, kolay kolay dağlanmaz muhterem zevzekler. Ölenlere Tanrı'dan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar... İşte yazınızın bir paragrafı çıktı bile.

İmamoğlu'nun çok üstüne vazifeymiş gibi deprem bölgesine "sür'atle intikal etmesi" de sizi yakından ilgilendiriyor. Hemen reklamına girişiyorsunuz.
Çünkü cumhurbaşkanı olacakmış ya... Maşallah yüreği vatanın her köşesi için ayrı çarpıyor... (Kılıçdaroğlu kendisi gitmiyor, ölü sayısını az bulmuş olmalı.)
Utanmasanız "depremi Tayyip yapıyor" diyeceksiniz ama müptezelliğin de bir sınırı var.
Onun yerine, niçin önlem alınmadı...
Ne önlemi alınacaktı?

Yüzlerce apartman arasından Dilek Apartmanı'nın çürük olduğu mucize kabilinden "tespit" edilecek ve boşaltılacak mıydı?
Zor çıkarırdınız o insanları evlerinden...
Gezin köyündeki Mavigöl Apartmanı nasıl seçilecekti, kura mı çekilecekti?

Olay kabak gibi ortada: Çevredeki bütün apartmanlar sapasağlam duruyor, Mavigöl peynir kalıbı gibi ortadan yarılmış...

Onu da mı Tayyip yaptı?
Devlet yardıma koştu: 3 bin 733 kişi çalışıyor, 45 kişi enkazdan sağ çıkarıldı, 1542 yaralı tedavi ediliyor. Devlet daha ne yapsın?
Önlem alsın.
Nasıl alsın?
Mavigöl Apartmanı'nı yapan herifi içeri tıksın.
Ama bu gidenleri geri getirmeyecektir.

***

Şiddetli bir depremde İstanbul'da 1-2 milyon kadar insan ölür. Kıyı semtleri dümdüz olur.
Bunun önlemi falan yoktur.
Üç beş göstermelik "toplanma alanı" da işe yaramaz, enayilere kakaladıkları "deprem çantaları" da.
"Kentsel dönüşüm" diye sallamak kolaydır.

Çürük binaları ortadan kaldırıp yerlerine sağlamlarını yapmak anlamına gelen kentsel dönüşüm, İstanbul'da "bu fırsatla eski evini yıktırıp yerine daha fiyakalısını yaptırma" ve "müteahhide bir daire verip onun yerine iki daire alma" hastalığına dönüşmüştür. Bir küçük burjuva züppeliği olmuştur.
Şiddetli bir depremde ölen ölecek, fakat kalan sağlar bizim olamayacaktır.

Hiçbir devletin gücü milyon cesedi vakitlice toplayıp gömmeye yetemeyeceğinden, salgın hastalıklar patlayacaktır. Kimbilir kaç kişi de öyle ölecektir.
Binlerce lumpen yağmaya ve talana yumulacaktır. Bu yüzden cinayetler işlenecektir.
1999 depreminde, cesetlerin parmaklarından yüzüklerini toplamaya, komşu illerden bile değil uzak illerden gelmişlerdi...
Milletçe tek yürek... Keşke bu konu futbol maçı kadar basit ve kolay olsaydı.
İşin kötüsü, üç gün sonra da unutulacak.

ENGİN ARDIÇ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER