Cuma namazı ve kovid 19

İsmail Hakkı Akkiraz Milli Gazete'deki makalesinde cuma namazı ve koronavirüsü ele almış, takdir okuyucularımızın.

Cuma namazı ve kovid 19

Cuma namazı ve Covid-19
İsmail Hakkı Akkiraz
 

 
Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Biz, İslam milletinin evlatlarıyız, emir ve yasaklarına uyacağımız tek ilah, Allah’tır. Dikkate alacağımız kitap Kur’an-ı Kerim, uygulama ise Peygamberimizin sünnetidir. Müslümanlar, Kur’an’dan başka ilime, Peygamberimizin Sünnetinden başka uygulamaya itibar etmezler. Müslümanlar ve insanlık âlemi olarak sınandığımız bela ve musibetler, ne kadar ağır olursa olsun, İslam’ın ulvi kıstaslarına uymaktan başka bir tedbir, bizi bu belalardan koruyamaz. Dünyanın bütün bilim adamları, Covid-19 salgınından korunmak için, uyulması gereken bütün tedbirleri sıralasalar, Kur’an ve sünnetin önümüze koyduğu tedbirlerden farklı yeni bir şey ortaya koyamazlar. Belki de gerisinde kalırlar. Bilim adamları olayı sadece fiziki boyutu ile değerlendirip buna göre tedbirler önerirken, Kur’an ve sünnet; meseleyi hem fiziki, hem de ahlaki ve manevi bakımdan ele alır ona göre tedbirler önerir. Bu bakımdan İslam’ın sunduğu tedbirler, daha kapsamlı ve etkili olur. Mücadelede bu gerçek göz ardı edilmemelidir. Nitekim batıda yayımlanan kimi makalelerde İslam’ın bu özelliğine vurgu yapılmıştır. Bizim İlmihal kitaplarımızda “taharet” konusu; hadesten ve necasetten taharet olmak üzere detaylı olarak izah edilir. Abdest ve gusül abdesti İslam’da vardır, başka hiçbir din ve ideolojide yoktur.


 
CUMA NAMAZI

Cuma namazı, İslam’ın mutlak ve muhkem bir farzıdır ve Müslümanların izzet, onur ve şeref namazıdır. Hicretten hemen sonra emredilmiş olması, bunun en kuvvetli delilidir. Cuma Namazı, İslam tarihinin hiçbir döneminde terk edilmemiştir. Çeşitli sebeplerden dolayı getirilen kısıtlamalar, Cuma namazı ile ilgili değil, mükelleflerle ilgilidir. Bunun anlamı; Cuma namazı her şart altında kılınır, ancak salgın hastalık gibi illetleri sebebiyle kimi mükellefler men edilir veya muaf tutulur. Çünkü Cuma namazı “hür, meşru mazereti olmayan ve mukim olan her Müslüman erkeğe” farzı ayın bir ibadettir. Devletin vazifesi; şartları uygun her Müslüman’a Cuma namazını kılma imkânını hazırlamaktır. Çünkü beş vakit namazdan farklı olarak Cuma namazını cemaatle kılmak farzdır. Cuma 9: “Ey iman edenler; Cuma günü ezan okunup namaza çağrıldığınız zaman, derhal alışverişi, işinizi gücünüzü bırakıp Allah’ı anmaya (namaza) koşarak gidiniz…” Hadis: “Cuma namazı haktır. Cemaatle eda edilmek üzere, her Müslüman’a farzdır” (Ebu Davud, Salât, 1067). Peygamberimiz, şartlarını taşıdığı halde Cuma namazını terk edeni kınamıştır: “Önemsemeyerek üç Cuma’yı terk eden kimsenin kalbini Allah mühürler” (EbuDavud, Salât, 1052), “Birtakım kimseler, ya Cuma namazını terk etmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler ve artık onlar gafillerden olurlar” (Müslim, Cuma 40). Bu ayet ve üç hadis, şartlarını taşıyan her Müslüman’a, her koşulda Cuma namazını kılmayı emretmektedir. Bunda ittifak vardır ve bu meselenin hafife alınacak bir tarafı da yoktur.
MAZERETLER

İslam; meşru bir özrü bulunan mükellefleri, Cuma namazı kılmaktan muaf tutmuştur.

Bu özürler; yolculuk, hastalık, bulaşıcı hastalıklar, mal, can veya namus korkusu, uygun hava ve yol şartlarının bulunmaması, doğal afetler gibi şeylerdir. Bu konu, ilmihal kitaplarında geniş olarak işlenmiştir. Bütün dünyada ve ülkemizde Covid-19 salgınından korunmak için çeşitli tedbirler alınmaktadır. Bu tedbirlere uymak gerekir. Kendisinde Cvid-19 virüsü tespit edilenlerin, virüs bulaşması halinde hayatî risk taşıyanların, karantinaya alınanların Cuma namazından men edilmesi doğrudur. Burada düşünülmesi gereken şey, risk grubu içinde bulunmayan büyük çoğunluğun Cuma namazından men edilmesidir. Risk taşımayan çoğunluğun Cuma namazından men edilmesi, verilen mücadelede en büyük tedbirsizlik olmuştur. Nasıl ki zorunlu bir takım faaliyetlere, alınan tedbirlere riayet koşuluyla yol bulunmuşsa, Cuma namazının kılınması için de, mutlaka bir yol bulunur. Çünkü Müslümanlar için Cuma namazı; gıda gibi, sağlık gibi temel ihtiyaçtan öte, zorunlu bir ibadettir. Bu ibadetin edasını sağlamak, bir İslam ülkesini yöneten iktidarın temel görevidir. İslam dünyasının âlimleri, fıkıhçıları, aydınları, toplum önderleri bu konuda sınıfta kalmıştır. Verilen fetvalarda; Cuma namazı konusunda Allah’ın ve özür kapsamına girmeyen çoğunluğun hukuku görmezlikten gelinmiştir. Her işin bir riski vardır. Ancak anlayana, Cuma namazını men etmenin riski, tedbirlerini alarak kılınmasını sağlamanın riskinden daha büyüktür. Bir ülkede, dört haftadır Cuman namazının kılınmıyor olması, o ülkeyi ilahi korumadan ve yardımdan mahrum bırakmaz mı?

YAPILABİLİR

Covid-19 ile yapılan mücadelede Cuma namazı büyük bir eğitim ve manevi destek imkânıdır. Hadis: “Cuma gününde bir saat vardır ki Müslüman, bu saate isabet ederek hayırlı bir şey isterse, Allah ona istediğini verir” (Müslim, Cuma 15). Covid-19 Allah’ın bir ayeti, Cuma namazı da Allah’ın bir emridir. Bu iki şey; mümin için rahmet, inkârcılar, müşrikler ve münafıklar için fırsattır. Cuma namazı için Müslümanlardan, kapsamlı bir temizlik istenmiştir. “Ergen olan her kişinin Cuma günü gusletmesi, ağız ve diş temizliği yapması ve yeteri kadar güzel koku sürünmesi gerekir” (Müslim, Cuma 7). Cuma namazı, iktidar için ilahi bir eman, inananlar için sükûnet, diğer din mensupları için hürriyet, inanca mesafeli olan toplum kesimleri içi bir emniyettir. Cuman namazı, salgınlara karşı kalkan, sıhhat için güçlü bir tedbirdir. Cuma namazı, hutbe ve namaz kısa tutulmak şartıyla yirmi-otuz dakikada kılınabilir. Camiler ile birlikte miting alanları, stadyumlar ve uygun mekânlar Cuma için tahsis edilebilir. Bir ülkede Cuma namazının kılınması, Allah’ın yardımına, rahmetine vesiledir. İktidarın ve Diyanet’in bu meseleye böyle yaklaşması, hem insan hakları, hem de inancımız bakımından bir zorunluluktur. Selam hidayete tabi olanlara…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER