Cinsi Sapkınlara Başkanı yedirmeyiz

Cinsi Sapkınlara Başkanı yedirmeyiz

Türkiye’de şaklabanlığın biri bin para.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Cuma hutbesinde “geliniz, bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte hareket edelim” demiş.

Nasıl bir kötülük. Yani eşcinsel olmaktan koruyalım herkesi demiş. Yani, İslâmî terminoloji ile söyleyecek olursak, insanları lûtîlik yapmaktan koruyalım demiş.

Ne de güzel söylemiş. Bunları Diyanet İşleri Başkanı söylemeyecek de ne yapacak. Görevi zaten bu. 83 milyon Türk milletinden tam destek.

Ayrıca Sayın Başkanı, çok önemli bir toplumsal travmayı gündeme getirdiği için kutlamamak mümkün değil.

Buraya kadar var mı bir sorun.

Yok.

Ama Sayın Başkan’ın görevini yapması ve LGBT’lilerin işlediği iğrençliklerden, tekrar söyliyeyim, iğrençliklerden uzak durun, böylesi iğrençliklere karşı toplumu koruyalım, bu iğrençliklerle toplum olarak millet olarak mücadele edelim demesi, birilerine dert olmuş.

Bu arada, bu keskin ifadeleri başkan kullanmıyor, o daha nazik ve kibarca söylüyor; ben ilave ediyorum. Bakalım başımıza neler gelecek.

Varsın gelsin, bu yüzden gelecekse şeref bilir, boynumuza madalya diye takarız.

İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi, Sayın DİB Başkanı ile ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunmuş. Bulunmakla kalmıyor, LGBT’lilerin eylemlerine neden izin vermiyor diye, hükümete çemkiriyor.

Bir de Başkan görevden alınacakmış, konunun takipçisi olacaklarmış.

Başka bir arzunuz var mı geyseverler.

Biz de konunun takipçisi olacağız. Hem de 83 milyon Türk milleti olarak.

Türk erkeği nezaketiyle tam bir erkek, Türk kadını da zerâfetiyle tam bir kadındır. Bunu bilesiniz. Toplumu ifsat etmeye, dejenere etmeye gücünüz hiçbir zaman yetmeyecek. Bunu da bilesiniz.

Türkiye’de “toplumsal cinsiyet” adı altında Türk toplumunun cinsel sapkınlıklara doğru itildiği artık açıkça görülmektedir. Oysa “toplumsal cinsiyet”le amaçlanan şeyin, kadının var olduğu her alanda sorunlarını çözmek ve olmadığı alanlarda da olmasının önündeki engelleri kaldırmak şeklinde söylenmişti.

Ama, kadın sorunlarından söz edilmesinin sadece bir kamuflaj olduğu, zaman içinde net olarak ortaya çıkmıştır. Esas amaç, “toplumsal cinsiyet” adı altında kadının cinsel özgürlüğünü savunmak ve eşcinsellerin toplum içinde meşrulaştırılmasını sağlamaktır.

İnsanlar bu sapkınlıklara itiraz ettiği zaman, kadın haklarına itiraz ediyor görüntüsü oluşturacağından, hep susmak zorunda kalmışlardır.

Bu nedenle, “Toplumsal cinsiyet” kavramı aldatmacadır. Bu kavramın geçmediği hiçbir metin yok ki, orada ailenin ve anneliğin aşağılandığı, kadının nikahsız cinsel özgürlüğünün savunulduğu ve eşcinselliğin normal kabul edilmesi lazım geldiği söylenmemiş olsun.

İşte şimdi bir dernek gururla(!) eşcinselliği savunuyor. Ama eşcinselliğe hayır diyenler, suçlu muamelesi görüyor. Bu nasıl bir dünya Allah aşkına!

İnanılır gibi değil.

Bir dernek, dernekteki insanlar nasıl olur da eşcinseller eylem yapmıyor diye üzülür; birisi çıkıp toplum eşcinsel olmasın, dedi diye kahrolur. Mantığını ben kavrayamıyorum. Toplum eşcinsel olmuyor diye üzülmekle aynı anlama geliyor bu.

İnanın havsalam almıyor, doluya koyuyorum olmuyor, boşa koyuyorum olmuyor. Böyle bir kepazeliğe hayır dedi diye bir insan nasıl suçlanır.

Peki, böyle bir kepazeliğin yayılmasının önüne geçiliyor diye bir insan nasıl kahrolur. Bu, normal bir insan refleksi midir, Allah aşkına!

Yok benim anlayabileceğim bir şey değil galiba.

Ama Diyanet İşleri Başkanını suçlayanlara bir tek soru sormak istiyorum.

Sadece bir tek soru.

Ama cevabını da gerçekten çok merak ediyorum. Samimiyetle söylüyorum ki, merak ediyorum.

Ve cevabını vermelerini istiyorum.

Sadece bir tek soru.

Mesela, üniversitede okuyan 20 yaşındaki oğlunuz bir gün kolunda bir erkekle evinize gelip, “babacığım ben evleneceğim erkeği buldum, bak kolumda. hadi biz gidiyoruz by” derse, tepkiniz ne olur, tepkinizi geçtim, ruhunuz ve psikolojiniz nasıl olur.

Gerçekten merak ettiğim için soruyorum, ve cevabını da bekliyorum, İHD mensupları.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER