Caminin derneği mi, derneğin Camisi mi ?

Caminin derneği mi, derneğin Camisi mi ?

CAMİNİN  DERNEĞİ Mİ, DERNEĞİN CAMİSİ Mİ !!

Son zamanlarda cami dernekleri gündeme gelmeye başladı. Hayrolur inşallah. Ülkemizde, cami dernekleri hususunda bir keşmekeşlik dünden bugüne olagelmiştir. 

Cami Dernekleri Niçin Kurulur?

Son bir asırdır ülkemizde yapılan camilerin büyük çoğunluğu sivil inisiyatifin gayretiyle vücuda getirilmiştir. Bir köyde, bir mahallede daha çok bir hocanın öncülüğünde cami derneği kurularak camiler inşa edilmiştir. Mevcut şartlarda cami derneği kurulmadan cami inşa etmek mümkün değildir.

Peki sorun nedir?

Cami dernekleri ilk etapta sınırlı sayıda  kişilerle kurulur. Beş veya yedi kişilik yönetim, bir o kadar da üyeden oluşur. Yönetim, özellikle başkan ve imamın mihmandarlığında topluma öncülük eder. Halkımız da Allah'ın Evi, müslümanların ortak mekanı, Cami yapılacağı için dişinden tırnağından artırdığı üç beş kuruş da olsa bu hayırda pay almak için adeta yarışırlar. Kısa sürede camilerimizin inşası biter ve ibadete açılır, elhamdülillah...

Genel olarak bu kısma kadar pek sorun olmamaktadır. Sorunlar bundan sonra başlar. Tabii ki sorunların birçok farklı nedeni vardır. Biz bu nedenleri bir ana sebep ve ondan tevellüd iki tali sebep üzerinden işleyeceğiz.

Cami Mefküresinin Unutulması

Camilerimiz ilim, irfan ve hikmet mektepleridir. İnşa edilirken bulunduğu mahallin ihtiyacına yönelik, mezkur amaçlar doğrultusunda fiziki imkanlarla donatılmalıdır. Eğer cami inşası devam ederken müştemilatında bir kısım yerler ticari maksatla kiraya verilmeye başlanmışsa sorunların fitili ateşlenmiş demektir. Zira böyle bir adım, cami mefküresi ile tamamen zıt yöndedir. Camilerimiz 7'den 70'e müslümanları bir araya getiren, dinimizin tedris edildiği, vahdetin sağlandığı bir adres olması gerekirken adeta gelir getiren bir ticari mekan hüviyetine bürünmektedir. Böyle bir tasarruf cami mefküresine yapılmış büyük bir ihanettir ve vebaldir. Konuyla ilgili şöyle bir bahane ortaya konulmaktadır: Caminin giderlerini temin etmek için maddi bir gelire ihtiyacımız var, deniliyor. Halbuki böyle bir girişim her yönüyle caminin işlevselliğini yok etmektedir. Eğitim-öğretim yapılması için sınıflar, kütüphane, gençlik merkezi, aşevi, taziye evi, misafirhane gibi halka yönelik hizmetlerin önü kesilmiş oluyor. Cami merkezli hizmetlerde maddi boyut; aidat sistemi, hayır sahiplerinin özel desteği vb. bir şekilde çözülebilir. Bizim milletimiz kadirşinas bir millettir, yapılan güzel hizmetlere her zaman destek vermiştir. Böyle bir mazeret, makul bir gerekçe olmadığı gibi camiyi inşa eden heyeti ve çevresindeki müslümanları pasifize edip atalete sevketmektedir. 

Cami mefküresinden sapma iki yan sorunu beraberinde getirmektedir. 

Cami Görevlisi Tarafı

Sistemin kendisini zaten "namaz kıldırma memuru" olarak atadığı "İmam", şahsına biçilen bu elbiseye rıza gösterdiğinde camilerimizdeki sorunlar daha da kanıksanıp, kökleşmektedir. Nasıl mı? Camide olup bitene müdahil olmayan din görevlisi, sadece namazını kıldırıp mevlit, sünnet, nikah merasimlerine giderek zarf gözlemektedir. İmam olarak toplumun sevincine ve acısına gerçek manada ortak olamamakta üstlenmiş olduğu vazifenin gereklerini yerine getir(e)memektedir. Caminin derneği farklı bir mecrada, din görevlisi farklı bir mecrada olduğunda; rehbersiz kalan dernek kendi bildiği ile amel etmek zorunda kalmaktadır. Böylece caminin sevk ve idaresi cami mefküresine sahip olmayan kişilerin eline geçmektedir. 

Cami Dernek Yönetimi Tarafı

Öncelikle şunu ifade edeyim. Hakikaten camilerin vücut bulmasına ömrünü adayan, samimi cami dernek başkanları ve yönetim kurulu üyeleri de vardır. Bu bağlamda mücadele etmeyi şeref olarak görmektedirler. Şahsen, millet olarak en çok teşekkür etmemiz, minnettar olmamız gereken kişilerden olduklarına inanıyorum. Tabi aynı duyguları her türlü zorluğa rağmen mihrabı terk etmeyen, imkanlar ölçüsünde hakkını vermeye çalışan mihrap ehli İmamlar için de besliyorum. Zira onlar asıl ve asil olan bir makamın, mekânın ve mevzinin yılmaz hizmetkârlarıdır. 

Diğer taraftan; milletimizin kendilerine emanet ettiği hayırları hangi niyetle vermiş olduğu şuur ve bilincinde olmayan, camilerimizin müslümanların ortak mekanı ve Rabbimizin evi olduğu hakikatine muhalif tavır ve eylemler içerisine giren dernek başkanları ile yönetim kurulu üyeleri vardır. Camilerimizi, adeta kendilerine ait bir mekan olarak görüp sığ ve yetersiz düşünceleri doğrultusunda idare ederek şahsileştirmektedirler. 
Derneğe üye kabul etmeyerek veya kendi kriterleri ve gözetimleri doğrultusunda sınırlı sayıda üye kabul ederek camilerimizi "Derneğin Camisi"ne dönüştürmektedirler. Halbuki cami dernekleri; hemşehri, meslek vb. kriterleri olan bir dernek değildir ki bu bağlamda vasıflar aransın. Camiden hizmet etmek isteyen; meşrebi, mezhebi, mesleği, memleketi vb. ne olursa olsun her müslümanın üye olabileceği bir dernektir Cami Dernekleri. 

Cami Dernekleri, her müslümana açık olmalıdır. Yönetimin altında gençlik, kadın, eğitim, sosyal kültürel vb. komisyonlar olmalı ki "Caminin Derneği" olabilsinler. 

Artık mızrak çuvala sığmaz oldu. Meselenin çözümü için değerli İl ve İlçe Müftülerimiz, Cami Hizmetleri Daire Başkanımız, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürümüz, Din Hizmetleri Genel Müdürümüz ve Sayın Diyanet İşleri Başkanımızın mevzuya ciddiyetle eğilmeleri arz ve talebimizdir. Sahada olan biz İmam Hatip ve Müezzinlerin bu meseledeki gayreti, çözümü pansuman tedavi mesabesindedir. Kesin çözüm ancak devletimizin iradesi ile kanunlar çerçevesinde gerçekleşir. 

Bir Öneri 

1. Cami Derneklerinin kurulma izni, teftişi, feshi her yönüyle başkanlığımıza tevdi edilmelidir. 
2. Her imam atandığı caminin doğal dernek başkanı olmalıdır. Derneği sevk ve idare edemeyen bir görevlinin, caminin imamlığını da yürütemeyeceği anlamına gelir. Onun için bir camiye atanacak imamın, cami derneğini yönetecek kabiliyete sahip olması gerekir. Bu bağlamda cami dernekleri yeniden yapılandırılmalıdır. Aksi durumlarda camilerimizde çift başlılık sorunu ortaya çıkmaktadır. 
3. Cami Derneklerimizin Yönetim Kurulunun altında; bulunduğu konum itibariyle  gençlik, kadın, eğitim, esnaf, inşa, sosyal dayanışma, tebliğ ve irşad gibi alt birimler oluşturma şartı konulmalıdır. 

Geldiğimiz noktada cami dernekleri veya vakıfları menşeli sorunlar ve sapmalar ancak devletimizin eliyle çözülebilecek boyuta çıkmıştır. Ve ciddi bir irade gerekmektedir. Cami merkezli hizmetlerin ve teşkilatlanmanın önündeki en büyük engel haline de gelmiştir. Camilerimizin İslam Medeniyetinde üstlenmiş olduğu sosyal statü ve sorumluluğu yerine getirebilmesi için acilen devlet ricalimizin düzenlemeye gitmesi elzemdir. 

Selam ve dua ile..

Halil Çelik

Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2020, 23:17
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hasan TURNALI
Hasan TURNALI - 1 ay Önce

Camilerimizde ilim ve irfan yuvası olmanın yanında sosyal hayatın da merkezinde olmalıdır. Ancak mevcut cami dernekleri her türlü hizmetin önünde engel teşkil etmektedir. Devletimizin bu hassas konuya el atmadı elzemdir. Saygılarımla..

SIRADAKİ HABER