Öne Çıkanlar Askerlik sistemi. Hâl yasası. 3600 ek gösterge nafaka hicri yılbaşı vaiz ataması TÜRK İSTERSE ASİYE ASUDE KOMUT Kuran mukabele Ramazan CHP belediye Bolu Akparti ysk İstanbul seçimi İmam Gazete zaman mahkeme kuranı eliyle okuyor PKK hain kalleş saldırı Hulusi Akar savunma bakanı imam lojmanı yıktı imam balyozla lojmanı yık hazırlık ödeneği

Kredi paketi doları 7 tl`ye çıkarır

Kredi paketi doları 7 tl`ye çıkarır

Can Teoman haberi 

 

Yerel seçimlerin yapılmasının ardından geçen 35 günlük sürede ülke gündeminin önemli bir belirsizliğini oluşturan YSK süreci nihayet tamamlanırken, yeni belirsizliklere de kapı açtı. Beş yıl gibi sürede yarım düzineye yakın seçim ve bir dizi dış politik belirsizlikle zayıflayan Türkiye ekonomisi kısa vadede yine, yeni sorunlarla karşı karşıya.

YSK, muhalefetin kazandığı İstanbul seçimlerini iptal ederken, İstanbul için 23 Haziran’da seçim yenileme kararı aldı. Seçim belirsizliğinin en azından 60 günden kısa bir sürede ortadan kalkacak olması Türkiye piyasaları için kötünün iyisi de olsa, bu kısa sürede uygulanacak ekonomi politikalarına ilişkin şüpheler piyasalarda yeni bir satış dalgası için bahane yaratmış gözüküyor.

Bugün için bakıldığında dolar seçim iptal kararının ardından 6 TL’deki psikolojik direnç noktasının üzerine çıkmış durumda ve yıl içinde gördüğü en düşük nokta olan 5.16 TL’ye göre yüzde 20 daha yukarıda. Benzer şekilde Hazine’nin gösterge faiz oranları sekiz puanın üzerinde yükselerek yeniden yüzde 25 bandının üzerine çıktı.

Hisse senedi fiyatları ise yıl içinde gördüğü zirveden yüzde 13 uzaklaştı. Türkiye’nin risk primini gösteren beş yıllık CDS oranları 468 puana kadar yükselirken bu yılki en düşük seviyelerine göre 100 baz puan yüksekte.

Öte yandan bunlar elbette tek bir gün içinde, YSK İstanbul seçimlerini iptal etti diye olmadı. Türk ekonomisi geçen yıl yaşadığı piyasa şokundan sonra bir dizi daraltıcı politika eylemiyle dengelenmeye çalışırken, araya giren seçimler felakete yol açtı.

Merkez Bankası yönetimi yüksek faiz oranlarıyla doları durdurmaya çalışırken, 31 Mart öncesi AKP yönetimini aldığı bir dizi genişlemeci karar, ekonomi yönetiminde uyumu bozdu. Yatırımcı kanadında oluşan kafa karışıklığı, yerli yatırımcıya ödenen TL faizinin Ankara baskısıyla zorla düşürülmesiyle bir paniğe dönüştü. Yerleşik yatırımcılar ellerine geçen tüm TL’yi dövize çevirip bankalara yatırdı.

Belki de bu AKP’nin büyük şehirlerin çoğunluğunu rakiplerine kaptırmasında anahtar rolü üstlenen gelişmeydi. Çünkü hemen her seçim öncesi olduğu gibi krediler aracılığıyla yaratılan refah artışı bu kez yaşanamadı. Oto satışları yüzde 50’ye yakın daraldı, inşaat ve konut tarafında daralma sürdü. Teselli ikramiyesi olan ihracatta performans yavaşladı. Dolar yeniden artmaya başladı.

Bunda en önemli neden ise AKP’nin seçim öncesi kafileler halinde açıkladığı kredi paketlerinin piyasaya çıkar çıkmaz anında ve nihai olarak dövize yönelip bankalarda kilitli kalmasıydı. Yani yatırımcı dövizdeki spekülatif artış beklentilerini, seçim ekonomisiyle Hükümetin bizzat piyasaya enjekte ettiği ucuz kredilerle finanse etti.

Seçim öncesi kredi genişlemesinin başladığı 10 Ocak’tan 29 Mart’a kadar, büyük çoğunluğu kamu bankaları tarafından 75 milyar TL kredi dağıtılırken (14 milyar dolar), yerleşik yatırımcının bankalardaki döviz hesapları 20 milyar dolar yükseldi. Aradaki 6 milyar dolarlık farkın önemli bölümü TL mevduat hesaplarından dövize dönüşle gerçekleşti.

Dövize dönüşle yaşanan bu kredi genişlemesi zaten doları 6 TL sınırına kadar yükseltmişti. Elbette dolar daha fazla da yükselebilirdi. Ancak Merkez Bankası’nın Mart ayı içinde doları durdurmak için piyasalara 20 milyar dolara yakın satış müdahalesinde bulundu. Ki bu, onun kendine ait rezervlerini sıfırlaması anlamına geliyordu. Yine de YSK’nın aldığı iptal kararı öncesinde kurun 6 TL’ye dayanmasını engelleyemedi.

Temel şartlar göz önüne alındığında Türkiye’de kurların bugünden yarına değişmesini gerektirecek olumlu gelişmeler hala yok. Dış politikadaki stres kaynakları olduğu gibi yerinde duruyor. Hatta küresel gerilimin bir parçası olarak Türkiye’nin almayı planladığı S400 füzeleri konusundaki çatışma giderek Kıbrıs’taki doğalgaz aramaları gibi konulara da sıçrayarak daha da dallanıp budaklanıyor.

Öte yandan bu şartlar altında, iktidarın İstanbul’da seçimi almaya belki de haddinden fazla önem verdiği de anlaşılıyor. İstanbul her ne kadar Türk ekonomisinin yüzde 31’ini oluşturan dev bir rant alanı olma özelliği taşısa da, iktidar bu şehri almak için tüm ülkenin üzerinde durduğu ana kaide olan ekonomiyi tehlikeye atmış durumda. Bu İstanbul’un kazanılması durumunda bile AKP’yi şimdikinden daha büyük bir enkazla baş başa bırakabilir.

Konunun bir başka yanı da İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karşın iktidar partisinin bu kez nasıl kazanacağı. Seçim öncesi çeşitli yollarla para dağıtmak bundan önceki pek çok kampanyada Erdoğan iktidarını zafere ulaştırdı. Sadece 31 Mart hariç. Bunun sebebinin piyasaya çıkan kredilerin ekonomik aktivite değil dolara yönelmesi olduğunu aktarmıştık.

Peki dolara yöneliş problemlerini tam olarak çözemeyen iktidar şimdi ne yapacak? Bu ortamda İstanbul seçmeninin gözünü boyamak için verilecek kredilerin doğrudan dövize geçmesi ve doları 7 TL’ye çıkarmasını önlemek için ne gibi önlemler alınacak?

Elbette TL faizlerinin bugünlerde mart ayına göre daha yüksek olduğu ve yatırımcının dolar yerine TL’de kalma olasılığının daha yüksek olduğu söylenebilir. Ancak bu sonuç olarak seçmen tercihlerini etkileyecek bir canlanmadan çok yatırımcının parasını yüksek faizle TL enstrümanlarına park etmesinden başka bir sonuç doğurmaz.

Bu şartlar altında bakıldığında Erdoğan iktidarının daha önce başarıya ulaştığı seçim ekonomisi uygulamalarının bu kez başarıya ulaşması zor. Olsa olsa zaten iflas sinyallerini veren devlet bütçesini daha da zayıflatacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.